6 Ocak 2022 Perşembe

RUHUNU İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI

 



Özbakımını rutin olarak yap: Özbakımını kendin için yapmalısın,kendini sev kendine saygı duy bedenine ve ruhuna iyi bak.Kendine bakarsan ruhun daha çabuk iyileşir.

Huzur verecek kişisel gelişim kitapları oku: Kişisel gelişim kitapları motivasyonunuzu arttırır.Hayata bakış açınız genişler,ruhunuzu okşar ve neler yapmanız gerektiği konusunda size katkı sağlar.

Günde bir kez kendin için bir şeyler yap: Neler yapabileceğin hakkında bir fikrin yoksa ön fikir olarak söylemem gerekirse,hangi çikolatayı seviyorsan onu al ve ye,her zaman yapmaktan hoşlandığın bir bardak kahve içmekse aynı saatte onu tüket,neşeli bir şarkı aç kulaklığını tak ve kısa bir yürüyüş yap,evde ekmek arası atıştırmalık yap ve dışarıda bir bankta otur ye.Kendin için bir şeyler yapmak için maddi imkanlarını engel olarak görme elde ki olanlar ile de kendin için bir şeyler yapabilirsin.

Hayvanlar ile ilgilen(sokak hayvanları en iyi tercih olacaktır): Hayvanlarlar ilgilenmek onları sevmek,beslemek onlar için bir şeyler yapmak en iyi motivasyondur.Sokaktaki hayvanlara bir kap mama bir kap su ve onları ısıtmak için bir battaniye tarzı şeyler ile ısınmasını mutlu olmasını sağlarsanız ruhunuzdaki o kasvet huzura bürünecektir.Küçük bir yardım hem karşınızdaki canı hem sizi çok başka duygulara götürecektir.

Yeteneğini keşfet ve o alanda kendini geliştir: Her insanın bir yeteneği vardır,önemli olan onu keşfetmektir.Hangi alanda daha iyiyseniz o alanda kendinizi geliştirin.Kendinizi o alanda geliştirdikçe özgüveniniz artacak, hayata karşı daha sağlam bir duruşa geçeceksiniz ve ne kadar önemli biri olduğunuzu işe yaramazlıktan çıkıp başarılı olduğunuzu hissedeceksiniz.Unutmayın depresyona giren her insan kendini işe yaramaz,başarısız,endişeli ve cesaretsiz hisseder.

Uyku düzenini düzelt: Uyku düzeninizi düzelttiğinizde daha verimli olursunuz.Gece uykusuz gündüz uykulu ve sürekli uyuyan bir insan mutlaka bir süre sonra depresyona girer.Gece uyuyun gündüz erkenden uyanın ve tüm işlerinizi halledin kalan zamanlarda ise kendinize vakit ayırın.

Kendini kötü hissettiğinde kağıda yaz ve kağıdı yak: O gün sizi üzen olay mı oldu, sizi üzen her ne olay olduysa ordan uzaklaş ve odana geç, o an ki duygularını kağıda yaz ve yak.Bu meditasyon duygularınızı alıp götürecektir. Her ne yaşadıysanız o yaşadığınız olaydan oluşan duygularınızı yazarak kağıda boşattığınızı ve yakarak tüm sıkıntınızı uğurladığınızı hissederek rahatlamış olacaksınız.

Bu yazdıklarımı rutin olarak yaparsanız alışkanlık haline gelecek ve kendi kendinizi iyileştirir yenilemiş olarak hayata çok başka bir pencereden merhaba diyeceksiniz.

Erengül EZGİN 
Aile ve Çocuk Gelişim Danışmanı 

11 Ocak 2021 Pazartesi

BU DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

 Acımazsız bir toplumda nefes almak ne zor... 'Menfaat dünyası' diyorlar gerçekten de öyle. Bazı insanlar, menfaati için insanlarla diyalog kuruyor. Bazıları ise, menfaat nedir bilmiyor.


Bilenler ve bilmeyenler arasındaki farkı aslında görebiliyoruz. Mefaatini düşünen insanlar; sahte kalıplara bürünüp, sahte dostluklar kuruyor, gelip geçici çevre ediniyor. Fakat şaşırtıcı bir şey var ki! Onlar, daima ön planda tutulup, daima sevilen kesim oluyor. Menfaatini düşünmeyen insanlar ise; 'az insan çok huzur' diyor ve bir kaç dostundan başka çevresinde insan bulunmuyor. Bu insanlar da şaşırtıcı bir şekilde hiç sevilmez hiç saygı duyulmaz. Çünkü çıkarcı insanlar toplumumuzda öyle çok ki kendilerine benzemeyen insanları yabani olarak görüyor ve o insanlardan alacakları hiç bir şey yok...


Hayatı acımazsız yapan biz insanlarken, neden o masum canlılara suçluluk duygusu yükleme eğiliminde bulunuyoruz? Örneğin; sokakta yaşayan hayvanlar bahçemiz kirletiyor diye onları dağın başına atıp aç ve susuz bırakıyoruz, binalar dikip daha iyi yerlerde yaşamak için daha lüks hayat kurmak için bitkileri yok ediyoruz, kıt kanaat geçinen insanlarla yeterince para harcayamayıp, gösterişli yerlerde takılamıyoruz diye onları hor görüp dışlıyoruz... Daha çok sayacağım şeyler var aslında ama kelimeler bitmez tükenmez.


Bu hayat yolculuğunda, bir insan diğer insana neden bu kadar acımasız olur? Neden bu kadar bencil olur? Aslında neyi geçmişimizde, çocukluğumuzda nasıl yaşıyorsak ileri ki yaşlarımızda da gördüklerimizi, yaşadıklarımızı günahsız insanlara yaptırım gücü uyguluyoruz. Birde bazı insanlar var ki, ben yaşadım başkaları yaşamasın diyen... Onlar da menfaatsiz düşünen kesim oluyor. Onlar sadece ben yaşadım başkaları yaşamasın demiyor. Adaletsiz ve acımasız yaptığımız bu dünyada savaş veren insanlar, iyiliği ve güzelliği tekrar çoğaltmaya çalışıyor.


Ve herkes güzellikler istiyor aslında... Herkes mutlu, huzurlu yaşamak istiyor ama herkes bu adaletsizlikten, acımasızlıktan asla vazgeçemiyor... Çünkü çıkarları, ruhunda daha ağır basıyor. 

13 Haziran 2020 Cumartesi

BAŞARININ ANAHTARI


BEN NASIL BAŞARDIM?

Meslek hayatımda çok zorluklar yaşadım. Yeri geldi babam bile 'yapamazsın başaramazsın' dedi. Çünkü çocukluğumda derslerimde pek başarılı bir öğrenci değildim, dönüm noktam 25 yaşım oldu. Şuan 4 üniversite 12 belge, özel ve M.E.B'e bağlı bir çok okulda deneyimlerim başarılarım var. Hatta öyle ki, şuan iki kitap yazıyorum ve bir çok aileye online danışmanlık hizmeti veriyorum. Benimle aynı dönemde olan çoğu sınıf arkadaşlarım ilk zamanlar şaşırdı, kıskandı yeri geldi ayağıma çelme takmaya çalıştılar mesleklerimden uzaklaştırmaya çalıştılar ve daha bir çok şey yaptılar. Şu an sadece Türkiye değil dünyanın diğer ülkelerinden bile beni severek takip eden, benden danışmanlık hizmeti alan bir çok insan var. 

Belli bir konuma mevkiye gelmek kolay değil çok zor ama her zaman zor olanı başarırsan kazanan sen oluyorsun. Şuan o, bana kötülük yapmaya çalışan, kötü düşünen insanlar yerlerinde sayıyor. Demem o ki; kimse kimseyi küçük görmeyecek, ne oldum değil ne olacağım demeli insan.

Vee aslında 'sen yapamazsın, başaramazsın' diyen herkese bir teşekkür borcum var. Onlar bana bunu yapmasaydı, söylemeseydi gücümü bulamazdım, hırs yapamaz, azim edip başaramazdım. Bazen bazı insanların başarısına katkı sağlayanlar "Yapamazsın, o kadar kolay değil, her yiğidin harcı değil..." gibi sözler söyleyenler olurken, bazen de bazı insanların özgüven eksikliğine, başarısızlığına neden oluyor. Hiç bir zaman hırsımı kötüye kullanmadım, kendim için ve ailemi gururlandırmak için her zaman başım dik, kararlı, azmederek, çalışarak, emek vererek, yeri geldi 3 gün hiç uyumadan ter dökerek başarılı oldum. Bu günlere şuan ki konumuma, bilgime hep tırnaklarımla kazıyarak geldim.

Sizlerde başarabilirsiniz! 

Şu an bu yazdıklarımı okuyan her kimse, ona gerçek bir örnek gösteriyorum. Kendimden bir örnek... Şu an neyi yapmayı istiyorsanız, hangi hayallerinizin peşinden pes etmeye başlıyorsanız sakın pes etmeyin! Pes ederseniz o güzel yoldan geri dönersiniz. Hedefleriniz ve amaçlarınız yarım kalır. 

Kendinizi bulun! Kendi fikirlerinize, hayallerinize sahip çıkın! Sahip çıkıp çalışır, emek verirseniz Allah bir gün yolunuzdaki taşları tek tek kaldırıp mükafatını verecek. Ben inandım önce Allah'a sonra kendime inandım. Siz de inanmaktan asla vazgeçmeyin.

Erengül Ezgin 
Sosyolog 
Çocuk Gelişimci 

8 Mayıs 2020 Cuma

AYAKLI BEYİNSİZ



   Böyle insanlar hep konuşur sadece kendileri konuşur başkaları dinler. Bundan da büyük bir zevk alır. Ben bildim havasında sanki dünyayı onlar yaratmış edasındalar. Onların her söylediği sözleri onaylamanız gerek. Onaylamazsanız eğer kötü, saygısız, terbiyesiz ve cahil sıfatını yapıştırı verirler. Sizin önerilerinizi ya da konuşmalarınızı dikkate almazlar. Kendilerini eleştirdiğinizde, ikazda bulunduğunuz da kaale almazlar cevap vermezler amaaa başka bir zaman, başka bir yerde ve başka bir konuda mutlaka acısını çıkartırlar. Hiç unutmazlar. Hatta küçük bir tüyo daha vereyim başka insanlara sizi doldururlar linç bile yiyebilirsiniz. Böyle insanlara ne yapsanız, ne söyleseniz nafile. 😄

   Bu tür insanlar okumuş okumamış ne mezunu farketmiyor. Bazı insanlar var eğitim seviyesine göre adam seçiyor. Bazıları ise okusa da okumasada kendini geliştirmemiş oluyor. 🙈

Erengül Ezgin



3 Mayıs 2020 Pazar

AYVA ÇEKİRDEĞİ MASKESİ

Mucize Karışımım Mutlaka Deneyin!

Öncelikle ayva çekirdeklerinin faydalarını söylemek istiyorum.
Ciltteki kırışıklıklara, yorgunluğa, göz altı morluklarına, cildimizi büzme etkisi yarattığı için sarkmış bölgeyi toparlamaya, çeşit nedenlerden dolayı sivilce ve alerjik kaşıntı yaralarına,cildin yenilenmesine,aydınlanmasına iyi geliyor. Aslında faydaları saymakla bitmiyor.Yıllardır bu tarifi ara sıra yaparım.Ayrıca uzun süre uygulama sonucu, alerjimden dolayı oluşan kaşıntıya bağlı yara izlerimi hem iyileştirip hem de izleri yok ediyor.Kesinlikle tavsiye ediyorum.Size bir kaç tarif sunacağım bu karışımları kendim elde ettim.Yıllar önce de paylaşmıştım.

 Tarif 1


Bir tatlı kaşığı ayva çekirdeği
3damla karanfil yağı
Yarım çay bardağı kaynar su

Önce çekirdekleri bir kaba alın küçük mama kavanozuna koyabilirsiniz.Kaynattığımız suyu kaynar halde yarım çay bardağı suyu çekirdeklerin üstüne dökün ağzını kapatın.Bir kaç gün bekletin.Akşam bu karışımı yapıp öğlen sonu da uygulayabilirsiniz. Çay kaşığı ile karıştırıp bekletilen bu karışımın içine 3damla karanfil yağını damlatın ve tekrar karıştırarak sorunlu olan bölgeye uygulayın. 1saat bekletin. Her cilt tipine uygun.

Tarif 2


1yemek kaşığı ayva çekirdeği
Küçük yarım limon suyu
Yarım çay bardağı kaynar su
Yarım çay kaşığı Türk kahvesi

Küçük bir bölgenizde test edin.
30 40 dk bekletin

Tarif 3


1tatlı kaşığı ayva çekirdeği
Yarım çay bardağı gülsuyu
3damla badem yağı
3damla hint yağı
3damla at kestanesi yağı

Her cilt tipine uygun.
20 - 30 dakika bekletin
Doğal Gül suyunun içine direkt çekirdekleri atın bekletin bir kaç gün daha sonra yağları damlatın.

Bu karışımları da aynı şekilde yaparak kullanabilirsiniz. Ayrıca en fazla bu karışımı kullanma süresi 1haftadır. Kahve ile olan tarif bir kaç günlük içindir. Haftada 2 gün  uygulayın.

Cildinize sürdükten bir kaç saniye sonra cildinizde hafif bir gerilme ve jolenin kuruduğunu hissedeceksiniz. Kahve ile yapılan tarifi uyguladığınızda cildinizde kaşıntı hissetmeniz normal kahvenin etkisinden korkmayın.

Erengül Ezgin
Sosyolog 
Çocuk Gelişimci 

17 Nisan 2020 Cuma

KOLİK BEBEKLER

KOLİK NEDİR?

Öncelikle kolik nedir tanımını bilmeniz gerekir. Kolik; hiç bir nedeni olmadan üç hafta veya daha uzun sürede haftanın 3-4 günü ya da haftalar boyunca ve saatlerce süren dinmek bilmeyen ağlama nöbetleri, aşırı huzursuzluk olarak tanımlanmaktadır.

Anne babalar, ne kadar da bebeklerinin ilk doğduğunda sakin olduğunu ve böyle devam edeceğini düşünse de doğduktan sonra 2. Ve 3. Haftalarda başlayan yüksek sesle ağlama nöbetleri, gece gündüz bitmeyen sancılı bir durum yaşamaktadır. 

Görünürde bebekte hastalık belirtileri olmaz ve doktora götürdüklerini ise, sağlık sorununun olmadığını öğrenirler. Dolayısıyla bu durum çoğu anne babanın anlam veremediği bir sorun haline geliyor.

Kolik, her 5 bebekte 1 veya bebeklerin %20'sinde görünür. Her bebekte bu süreç farklılık gösterebilir. Genellikle 3 veya 6 ay sürer ve 6 aylık civarı olduğunda bu durum kendiliğinden geçmiş oluyor. 

Kolik Bebeklerin Belirtileri


◽Karında şişlik ve gaz vardır.

◽Ağlarken yumruklarını sıkar. 

◽Acı çekiyormuş gibi görünür.

◽Kasılmalar vardır. Bacaklarını geri çeker ya da uzatır. 

◽Ağlarken yüzü kızarır ve ağız çevresi soluk  görünür.

◽Ağlarken çok fazla esnek hareketler yapar. Sırtını yay gibi yapması, el kol savurmalar... 

◽Kaka yaptıktan sonra ya da gazını çıkarttıktan sonra sakinleşir.

Koliğin Nedenleri


◽Koliğin nedenlerinin en başında sindirim sistemi gelir. Sindirim sorunları yaşadığı için olabilir.

◽Gaz olabilir. Bebekler doğduktan sonra havayı yutmaları sonucu gaz yapmasına ve gaz sıkışmasına neden olur.

◽Bebekte reflü olabilir.

Bu durumda sakinleştirmek için yapılması gerekenler şunlardır:

🔹Öncelikle gazını çıkartın kucağınıza alıp dik bir şekilde başını omzunuza koyarak sırtını hafif hafif sıvazlayın. 

🔹Bebeklerin ağlama nöbetlerine elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi gibi elektronik aletler iyi geliyor.

🔹Ayrıca " Bebeklerde ve Çocuklarda Uyku Problemleri Kesin Çözüm " https://erengulezgin.blogspot.com/2020/04/bebeklerde-ve-cocuklarda-uyku.html?m=1 yazımdaki önerilerimi yaparsanız sakinleşmesini sağlayacaksınız. Mutlaka okumayı unutmayın. 

🔹Bebeğinizin hava yutması ve gaz sancısı çekmemesi için, mama yedirirken bebeğinizi dik bir konuma getirip yedirin. 

🔹Anne sütü ile beslendiği için anneler gaz yapan gıdalar tüketmemeli. Ayrıca gaz yapıcı ek gıdalar bebeklerede verilmemeli.

🔹Annenin stresli olması, bebeğin bulunduğu ortamda huzursuzluk, tartışma ortamı olmasında da hem annenin sütüne hem de bebeğe gaz yapacaktır. Bazı psikolojik durumlarda bu tür sorunlar oluşabiliyor.

Doktora Ne Zaman Başvurulur?

◽Ağlarken morarma olursa

◽İshal varsa

◽Kabızlık sorunu varsa

◽Ağlamaları her zamankinden daha fazla ve artık ne yaparsanız yapın hiç dinmiyorsa.

◽Ateş varsa doktora gitmeniz gerekiyor.


Erengül Ezgin 
Sosyolog 
Çocuk Gelişimci 

16 Nisan 2020 Perşembe

BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMİNE ETKİLİ ÇÖZÜM!

ÇOCUKLARINIZI VE BEBEKLERİNİZİ ANINDA SAKİNLEŞTİRECEK VE UYUTACAK ÖNERİM VAR!


Her anne babanın özelliklede annelerin muzdarip olduğu, çocuklarının ve bebeklerinin rutin uyku sorunu var. Her anne mutlaka bebeklerinin uykuya dalmakta problem yaşadığını, bebekleriyle birlikte kendileri de saatlerce uykusuzluk çektiğini, uykusuzlukla beraber saatlerce sallamak ve bir sağa bir sola kucağında gezdirdiklerine şahit oluyoruz. Bu durumdan yakınan anne babalara kısa ama etkileyici bir kaç yöntemler önereceğim.

Sırasıyla aşağıdaki yazdıklarımı yaparsanız özellikle geceleri rahat bir nefes alıp uyuyacaksınız.

1. Uyku saatleri belirleyin ve uyku saatleri kesinlikle geç vakit olmamalı ideal gece uyku saati 21:00 - 22:00'dir.

2. Öğlen uykusunu asla kaçırmayın. Gece uyumaz düşüncesi ile gündüz uykusunu kısıtlamayın. Gün içindeki yorgunluğunu atması için, öğlen uykusu ile bu yorgunluğu çocuklarınız ve bebekleriniz giderecektir. Eğer öğlen uymazsa günün yorgunluğunu gece huzursuzlanarak uykuya dalmayı zorlaştırarak atamayacaktır. Ayrıca gündüz uykusunda perdeler kapalı olsun uyandığında mutlaka perdeleri açın.

3. Bebeğinize / çocuğunuza yatmadan 1saat önce ılık banyo yaptırın.

4. Banyo sonrası bebek yağı ile vücuduna masaj yapın. (Gevşeyip rahatladıktan bir süre sonra daha devam edin)

5. Odanın ışığı kapalı olsun. Alabiliyorsanız mutlaka odada tuz lambası olsun.

6. Yatağına / beşiğine yatırıp klasik müzik açın özellikle Mozart 'ın klasik müzikleri (aşağıya bir yere linki bırakacağım)

7. Müzik eşliğinde uykuya dalmaya çalışırken bebeğinize dokunarak (elini tutmak, ayağını tutmak vs) yardımcı olabilirsiniz.

Not: Aylara ve yaşlara göre ideal uyku saatleri:

  • 3 aylığa kadar yeni doğan bir bebeğin her gün 14 - 17 saat uyuması gerekirken, bu rakamlar 12 - 18 arasında değişiklik gösterebiliyor.
  • 4 aylıktan 11 aylığa kadar olan bebeklerin 12 - 15 saat arası uyuması gerekiyor.
  • 1-2 yaş aralığındaki yürümeye yeni başlayan çocukların 11-14 saat uyumaları tavsiye ediliyor.
  • 3 - 5 yaş grubundaki okula henüz başlamayan çocuklar için günde 10-13 saat uyku sağlıklı kabul ediliyor.
  • Okul dönemine giren 6-13 yaş aralığındaki çocuklar için 9 - 11 saat arası uykuyu tavsiye ediliyor.
  • 14 -17 yaş aralığı için tavsiye edilen uyku süresi ise 8 - 10 saat.
  • Ergenlik döneminin sona erip yetişkinlik döneminin başladığı 18 yaşından 64 yaşına kadar olan yaş aralığındakiler için 7-9 saat ideal uyku süresidir. 

Her zaman uyguladığım yöntem klasik müziktir. İsterse ağlama krizlerine giren çocuklar olsun etkili ve sakinleştirici bir yöntemdir. Bu yönteme bebeğinizin kolay adapte olması için hamilelik döneminizde dinlerseniz hamilelik sürecinde de sakin bir dönem geçireceksiniz. Doğduğu günden itibaren uyku zamanı geldiğinde hafif bir tonda açar dinletirseniz ne ayağınızda sallama ne de beşikte saatlerce sallama derdiniz olacaktır. Neye alıştırırsanız öyle gider. Böyle yazdım diye korkmayın hemen geç olsun güç olmasın değil mi? Hemen oradan bir klasik müzik açın gelsin uyku düzeni 😊

Aşağıya reklamsız, kesintisiz tam 3 saatlik video attım. Buna benzer youtube da bir çok klasik müzikler var aman dikkat edin önce bakın reklam var mı? Eğer reklam vakası yaşarsanız tam uykuya çocuğunuz daldığı an korkuyla uyanabilir dikkat edin 😊

Bu arada küçük bir ricam var sizlerden. Yazılarımı beğeniyorsanız aşağıdaki yorum kısmına yorum yapar mısınız? Birde paylaşırsanız çok sevinirim. 😊

Erengül Ezgin 
Sosyolog 
Çocuk Gelişimci 



13 Nisan 2020 Pazartesi

TAHAMMÜLSÜZLÜK!

Günümüzün Hastalığı Tahammülsüzlük! 



Günümüzde yaygınlaşan virüs gibi yayılan bir hastalık var! Tahammülsüzlük.

Artık kimse kimseyi sabırla dinlemiyor, anlamıyor önyargıların kabuğunu kırıp başka gözlerle bakamıyor. Tahammül etmek ne demek, çoğu insan bilmiyor. Saygı, sevgi harcanıp bitip tükeniyor.

Bir kalemde sildikleriniz peki? Yıllardır iletişim kurduğunuz, birbirinizle bir şeyler paylaştığınız insanı bile en küçük hatasında silip atan insanlar oluyor. (Gerçekten elle tutulur hatalar dışında, bazı noktalar asla affedilmez tabi ki) Neden oturup sorunu çözmek yerine, birlikte iletişim kurarak düşünce ve fikirlerimizi paylaşarak ilişkilerimizi sürdürmüyoruz? Artık çoğumuzda bir ipi kopartıp atmak var. Eskiler öyle miydi komşu komşuyu sever sayardı, akraba akrabanın canıydı şimdi ise herkes birbirine düşman, herkes birbirinin ayağına çelme takan hatta ve hatta sırtından vuran oldu.
Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişim Eğitimcisi

11 Nisan 2020 Cumartesi

RUH EMİCİ CANAVARLAR


Nereye giderseniz gidin kaçamayacağınız bir kaos var bu dünyada. Bencilliğin, kendini bilmezliğin,vurdum duymazlığın, kinin ,öfkenin, cahilliğin ,edepsizliğin ve daha akıllara sığmaz bir çok kötülüğün ...

Neden ve niçin olduğu belirsiz , ruhlarında bir çok karakter barındıran ,sanki şeytan varmışçasına sanki bu dünyayı altedecekmişcesine...

Oysa ki bir karış toprağa hepimizi de gömmeyecekler mi ? Bulunduğumuz bu dünyayı hiç terketmeyecek miyiz? Ne düşünürler ,ne üretirler hep tüketirler...

İçlerindeki insanlık duygusunu da tüketirler, malını varlığını da tüketirler o da yetmezmiş gibi başkalarının ruhunu da tüketirler. Hangi şu yaşam enerjimizi sömürenler var ya hah işte onlar! Onlar bu dünyaya öyle masum geldiler ki sonradan kötülüklere büründüler. Öyle kötülüklere büründüler ki ,bu yalan dünyayı talan ettiler. Halbuki ne güzel de yaşanır bir dünyaydı ne güzellikleri vardı...

Yüzyıllar boyunca hep bir savaş halinde ,hep bir ruh emici görevleri oldu. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi.

Ne yaptıklarından utandılar , ne yüzleri kızardı aksine hep yüzsüzlükleriyle nefes aldılar.


Onlardan bir özür dilemeyi,bir teşekkür etmeyi, bir minneti bekleyenler oldu . Çünkü bu çirkinleştirdikleri dünyada iyilerde vardı. İyilerinde bir dilekleri vardı ama onların dileklerini, bir tebessümünü bile çok görüp çaldılar. Çünkü onlar ruh emici canavarlar.

Erengül Ezgin

Sosyolog
Çocuk Gelişimci

6 Nisan 2020 Pazartesi

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN NASIL BİR ANAOKULU/KREŞ SEÇMELİYİZ?



✅İlk önce bulunduğunuz mevkideki anaokulu/kreşleri araştırın.
(Nasıl bir eğitim veriliyor, olumsuz bir durumla karşılaşan oldu mu?)

✅Okuldaki Müdür/Kurucu Çocuk Gelişimi, Okulöncesi Öğretmenliği, Sosyoloji gibi bölüm mezuniyetliğinin olması ve alanı ile ilgili en az 5 yıl çalışmış olması çalışma süresi içerisindeki yaptığı çalışmalar.

✅Sürekli öğretmen değiştirilmeyen
Kurum içerisindeki personellerin birbirlerine karşı tutumunun gayet saygı çerçevesinde olması

✅Kurucu, Müdür, Psikolog, (sınıflara göre yeterli) öğretmen ve yardımcı öğretmen, temizlikçi, aşçı, çocukların kişisel temizliği için yardımcı anne, branş öğretmenleri (ingilizce öğretmeni, drama öğretmeni, spor öğretmeni, satranç öğretmeni gibi) olmalı.

✅Müdürün ve Kurucunun mezuniyetliği çocuk gelişimi, okulöncesi ya da sosyoloji gibi bölüm mezuniyetliği olmalı.

✅Öğretmenlerin en az önlisans mezunu olması, yardımcı öğretmenlerin ise lise mezunu olması gerekmektedir.

✅Sistemli çalışmalı.
Sınıflar düzenli bir şekilde yaş gruplarına ayrılmalı,

✅Oryantasyon konusunda yetkin ve açıklayıcı olmalılar.

✅Eleştiriye açık, veli memnuniyeti için her istenilen yapılmalıdır.

✅Okul menüsü sağlıklı gıdalar içermeli.

✅Hijyene önem verilmelidir.

Erengül Ezgin
Sosyolog 
Çocuk Gelişim Eğitimcisi



ÇOCUĞUNUZUN ÖZGÜVENİ İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER



  • Göz kontağı kurarak konuşun
  • Azarlamayın
  • Size birşeyler anlatıyorsa dinliyormuş gibi yapmayın! Dinleyin
  • Akşam yatmadan önce mutlaka gününün nasıl geçtiği hakkında sohbet edin
  • Yanlış yaptığı durumlarda konuşarak neden yanlış yaptığını açıklayarak anlatın
  • Sevildiğini hissettirin
  • Güven duygusunu aşılayın
  • Sorumluluk verin ve Cesaretlendirin
  • Başarılarını taktir edin
  • Suçlamayın
  • Deneyler yapın ve bu deneyleri başardığını çocuğunuzun yanında diğer insanlara paylaşın
  • Topluluklarda çocuğunuzun konuşmasını sağlayın
  • Çocuğunuzun da fikrini belli konularda alın.

Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişim Eğitimcisi


DEPRESYONA GİRDİM NASIL ÇIKACAĞIM !


Herkes gibi benimde zaman zaman depresyona girdiğim oluyor sonuçta insanız ve doğanın kanunu problemsiz yaşam olmuyor.

İtiraf etmem gerekirse zamanın birinde depresyona girmiştim :)
Yemeden içmeden kesilmiştim ve uykularım düzensizdi. Hiç kimse ile konuşmak istemiyordum büyük bir olay yaşadıktan sonra oluşan bir durumdu. Televizyonda o olay hakkında ya da onu hatırlatan bir durum ile karşılaştığımda istemsizce ağlardım.

Bana bu konu hakkında soru çok geldiği için sizlerle paylaşmak istedim. Muhtemelen sizlerde bu durumları yaşıyorsunuz. Benim bu durumdan nasıl çıktığım ise şöyle oldu:

-Depresyonda olmak delirmiş olmak değildir. Ruhsal bunalımdır. İlk önce bunu kabul edin.

-Eminim ki rahatsız olduğunuz durumlar, olgular var yaşadığınız olay her ne ise bunu size hatırlatacak şeyleri görmek istememeniz çok normal bir süre size hatırlatan her ne varsa ortadan kaldırın.

-Hep deriz ya hobi edinin aslında bu hobi edinmek kafamızdaki sorular ve sorunlardan bir süre kendimizi uzak tutmaya çalıştıran bir araçtır. Mümkün olduğunca kendinize uğraş bulun.

-Ben ne zaman kendimi kötü hissetsem elimin altında bulunan kişisel gelişim kitaplarımdan birini seçer okurum özellikle motivasyonunuzu yükseltecek kitaplar okuyun . Hayata ve yaşadığınız olaylara karşı bakış açınızı değiştiriyor ve sizi mutlu ediyor.

-Hareketli parçalar açın dinleyin, kesinlikle arabesk takılmayın. Bazı şarkılar var ki beni güçlendiriyor sizinde mutlaka vardır sizi güçlendirecek harika parçalar.

-Bana "Bu yaşta bu kadar eğitimi nasıl aldın? Nasıl başarılı oldun bu kadar?" diye çok soru geldi. Aslında temelinde yaşadığım hayatın zorlukları ve bir bunalım anında depresyonda olduğum andan çıkış noktam oldu ve kendimi eğitime adadım. O zorlu günleri yaşamasaydım kesinlikle bu günlere gelemezdim.

-Uyku problemimin yanı sıra kilom da düşüş yaşamıştım 52 kilodan 44 kiloya düşmüştüm biraz da yapıdan dolayı zor kilo alan ve kolay verebilen biriyim onun için doktor kontrolünde bir süre yardım alarak iştah açıcı ve uyku düzenimi yerine getirmek için ilaç kullandım. İstediğim kiloya ulaşınca ve düzenli uykum olunca doktorumun yardımı ile ilacı kestim.
 (Kaç kiloya çıktın diye soranlar olacak 44 kilodan 58 kiloya çıkmıştım boyum uzun olduğu için ideal kiloma ulaştım:))

Sizler eğer bu söylediklerimi yaptığınız halde hala aşamıyorsanız Psikolog arkadaşlardan mutlaka destek alın. Her bünye her yapı bir değil kimimiz bazı durumlarda güçsüz kalabiliyor, kimimiz güçlü yapısı ve psikolojisi olduğu için kendi kendini iyileştirebiliyor. Ama kesinlikle size tavsiyem en yakın arkadaşınıza anlatmak yerine uzman arkadaşlara anlatmanız ve onlardan destek almanız daha doğru olacaktır. Çünkü bazı olaylar vardır ki hangi yöne gideceğinizi bilemezsiniz onun için en doğru kararı verebilmeniz için arkadaş, eş, anne baba değil işin uzmanı olanlar sizi kolaylıkla yönlendirecek ve hangi yolu seçeceğinizi gösterecektir. Tabi yine sizler seçiyorsunuz ama olayı daha iyi görmenizi ve daha sağlıklı düşünmenizi sağlayacaktır.

Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişim Eğitimcisi



"KEŞKE"


Biliyorum için buruk, belki de hiç kimse duymasın diye sessizce hıçkırıklarla boğuluyorsun... Bırak hayatın akışına, gitsin gidebileceği yere. Daha ne kadar kalbin kırılabilir ki? Daha neler göreceksin ki? Dostlarının bile anlayamayacağı durumdaysan işte o zaman kendi kendinin dermanı olabileceğin durumdasın.
Kalk aynanın karşısına, çık bak kendine! Belki çocukluğun, belki gençliğin, belki de o ergenlik çağın aklına gelecek... Ve kendine söyleyeceğin şey "Yıllar beni ne kadar da değiştirmiş ruhum olgunlaşmış olduğu kadar yüzümde de kırışıklıklar çoğalmış." sonra kendine üzülüp 'keşke' diyeceksin içinden. Keşkeler değiştirmez hiç bir anılarını silemez tıpkı şuan oluşturduğun anılar olduğu gibi... Küçükseme kendini, acıma kendine, 'keşke' diye söylenme! Sen öyle değerlisin özelsin ki bunun farkında bile değilsin. Kendine acımanın, üzülmenin mantığı yok. Çünkü sen güçsüz değilsin her zorluğu aşabilecek güce sahipsin ama  kendi kendinin farkında değilsin.
"Keşke" öyle saçma bir söylenti ki neden "Yarın güzel olacağım, daha mutlu uyanacağım ve aldırmadan hayallerim için amaçlarım için güzel anılar biriktire bilmek için en önemlisi keşke dememek için ben güçlüyüm, her ne olursa olsun mutluyum, hayatı seviyorum ve onlar benim mutsuzluğum değil ufak tefek engeller ama bunları mutlaka aşacağım" diye kendinizi motive etmiyorsunuz. Ama bunu sözde bırakmayın kendinizde inanın ve öyle olun.
Hiç bir şey için geç değil! Herşeyin geç olabilmesi için son nefesinizi vermeniz gerek. Onun için kalkın ayağa kendinize gelin. Hayat mücadelenizi silip süpürmeyin.!
Erengül Ezgin


AŞK VE SEVGİNIN ALGISI


Sevgi ile aşk bambaşkadır. 

Aşk; hevestir, tutkudur, ateştir bir anda alevlenir ama bir anda da söner.
Sevgi; kıyamamaktır, herkesten çok ona güvenmektir, fikirler bambaşka olsada fikir alışverişi yapmaktır, saygıdır, fedakarlıktır, her ne olursa olsun onu tanımaktır, anlamaktır. 

"Aşk; ateştir." demiştim ya SEVGİ tam aksine sudur, bazen de topraktır. Su gibi berrak ve temizdir aynı zamanda da suya ihtiyaç duyduğumuz gibi onun varlığına da ihtiyaç duymaktır. Topraktır; toprak gibi emek ister. Emek verirsen verimli olur hem kendini hem onu yetiştirirsin ve bir küçücük tohum ile filizlenir, meyve verir. Toprak sadece bundan ibaret de değil. Vatandır, soydur, gelecektir, babadır, annedir, ölümdür... Ölüm olduğu kadar yaşamdır yaşatmaktır.

Erengül EZGİN

İÇİMİZDEKİ GÜVEN DUYGUSU


Gözleriniz kapalı birisine güvenmek istersiniz. Sırtınızı yaslayacağınız kötü günlerin umudu, ışığı olacak biri ararsınız ama, bulamazsınız. Güzel günleri değil de hep o acı dolu geçecek günlerin birer mükafatı olarak bilmek istersiniz. Lakin ne aradığınızı bulabilmişsinizdir ne de umduğunuzu bulabilmişsinizdir.

Her insan hayatı boyunca en az bir kere de olsa ,iyi insan olmayı başaramamış mıdır? Başardığı o iyi insan kılıfını kendine yakıştıramadığı için mi kötülüğü benimsemiştir? Kesin diyemeye bilirim fakat her insan da bir kötülük ve her insanda bir iyilik bulunur. Onu çıkartabilmek sizin elinizde değil zorlamayın, kendinizi yıpratıp yormayın.

Kişi istemiş olduğu kıyafeti giyer ve zamanı geldiğinde çıkartır başka bir kıyafet ile bir süre daha nefes almaya devam eder.

Siz onları olduğu gibi kabul edin,edemiyorsanız yaşam alanınızdan uzaklaştırın veya hiç hayatınıza almayın.

Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişim Eğitimcisi



1 Nisan 2020 Çarşamba

RUHUMUZDAKİ TECRÜBENİN ENKAZI



Parmaklarımızın arasından kaybolup giden zamanı durduramıyoruz. Öylece kalıyoruz öylece yaş alıyoruz .

Yaş alırken değişime gelişime uğruyoruz. Değişime gelişime uğramamızdaki en büyük etkende hep bir acı hep bir sancı ...

Bitmeyen tükenmeyen yaşam savaşı ...

Buna da 'tecrübe' diye adlandırıyoruz.

Aslında tecrübe dediğimiz şeyler; birer hata,yanlış,emek,acı,ızdırap ... Ve biz bunları yaşarken kendi dünyamızda ne zorluklar ne savaşlar veriyoruz. Halbuki başkaları tecrübe diyerek geçiştiriyor.

Yaşadığımız her gün farkında olmadan ruhumuz bir şeylerin çabasını sarf ediyor. 'Ruhumuz' diyorum çünkü; fiziki yorgunluğumuzdan çok, ruhumuz yorgun düşüyor. Ruhumuzu bu kadar yormamış olsak bedenimiz enkaza uğramışcasına bitkin düşer mi? Hiç zannetmiyorum . Peki neden ve ne için o güzelliklerle olması gereken ruhumuzu yoruyoruz , enkaza uğratıyoruz? Kim için , ne için , hangi hayat telaşı için ? Öldüğümüzde bizimle beraber gelmeyecek hiç bir şey için ... Gelip geçici şu sahte dünya için ...

Ama malesef ki yaşamak için, hayatta kalmak için nedenlerimiz var. Bir amaç için geldik ve o amaçlar için mücadele ediyoruz. Aslında hepimiz bir rüyadayız ve o rüya aleminde yaşıyoruz.

Demek istediğim bazı şeyler vardır zamana bırakmak gerek , kalıcı olmayan ufacık şeyler için ruhumuzu üzmemek gerek. Neymiş efendim komşum benim arkamdan konuştu ,neymiş efendim kayınvalidem bana şunu dedi ya da ne bileyim hayatımız boyunca hiç bir daha yüz yüze gelmeyeceğimiz ama mecburi okul arkadaşlarımız bize kötülük yapma eğiliminde ,sürekli bize kışkırtıcı konuşmalarda bulunuyor veya dalga geçiyor. Bunların hiç biri kalıcı değil, bu hayatta bizlerde kalıcı değiliz... Bırakalım istediklerini konuşsunlar yapsınlar gün gelecek onlar konuştuklarıyla kalacak , bizlerde hayatımızı başka yöne çevirip mutlu geçireceğiz. Keza bunlara kafa yorarsak ,ruhumuz enkaza uğrayacak daha çok canımız yanacak biz tepki verdikçe daha çok canımızı yakacaklar. Bırakalım hayatımıza bakalım, doğru ve iyi insan olmaya çalışalım. Çalışalım ki hem ruhumuz güzelliklere doysun hem de onlar yaptıklarına utansın.

Ruhumuzdaki tecrübenin enkazı biz son verdiğimiz zaman bitecek. Çünkü defalarca enkaz altında kalan bir ruh kolay iyileşemez. Bu yüzden, bırakalım enkaz altından çıkmayı başarabilmişken hayatı güzel yaşayalım. Bunlar bizlere iyi bir tecrübe olurken onlara kötü bir tecrübe olarak kalsın.

Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişimci

30 Mart 2020 Pazartesi

BİZ İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK DÜŞMANI YİNE BİZ INSANOĞLUYUZ


Derdinizi kucaklayan insanlarla olun. Derdinizi duyduğu an topuklayıp kaçanlara değil. Mutluluğunuza ortak olup o anınızda elinizi sımsıkı tutup sizinle beraber heyecanlanıp mutlu olanlarla beraber olun. Mutluluğunuza kıskanıp içten içe nefret dolu olanlarla değil. Sizi hatalarınızla yanlışlarınızla kabul eden ama gerektiğinde uyarıp yanlış yoldan çekip kurtaranlarla beraber olun. Hatalarınızı yanlışlarınızı görmezden gelen yanlış yollara sapmanıza sebep olan insanlarla değil.

Hayat acımasızdır ama insanlar hayatı acımasız hale getirir. Kötülüğü yapan da insandır iyiliği yapan da insandır. Dünya da bilmem kaç milyon insan varken iyiliği öğreten ,iyilik yapmanın ne kadar sonsuz olduğunu gösteren ne kadar insan var bunu hiç birimiz bilmiyorken ,kötülüğün ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu gösteren binlerce milyonlarca kanıt gösterebilirim. Peki neden hep en çok iyilikler görünmezken ,hep kötülükler en çok görülür duyulur? Bakın bahsettiğim şey milyonlarca tıklanma rekoru kıran görsel iyilik videoları değil hayatımızda varolan gerçeğimizdeki dünyadan bahsediyorum. O izlediğiniz iyilik videoları fotoğraları ya da basında çıkan haberler değil ,bunlar şov amaçlı çoğu fenomen olma çabası. Bir katil ,bir istismarcı, bir sapkın ruh o son eserini meydana getirdiğinde, halkın klavye başına geçip salladığı cümleler gerçek cümleler mi? Madem gerçekten hissettikleri cümleler neden bu kadar kötülük çoğalıyor, neden bir annenin doğurduğu daha 3 günlük bebek çöplerden çıkıyor? Neden bir sapkın ruh işkenceler edip sonra da tecavüz edip öldürüp bilmem kaç parçaya bölüp bir yere atıyor ? Ya da neden en azından şu internet ortamında kadınlar olsun erkekler olsun cinsel istek eğiliminde bulunup saçma sapan fotoğraflarıyla insanları taciz ediyor? Hadi onu da geçtim bir insan hiç bir yerde görmediği ,tanımadığı başka bir insana hakaretler edip küfürler yağdırıyor? Bunlar da artık günümüzde normalleştirilmiş iki gün yazılır tepki gösterilir üçüncü gün unutulur ta ki yeni birisi eklenene kadar.
İşte bu anlattıklarım sosyal medya da yok bunlar hep içimizde ama biz görmüyoruz görenlerin sayısıda çok az zaten görmüş olsalar bile susmayı tercih ederler. Çünkü 'bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' diyoruz. Bırakın allah aşkına bize dokunmayan yılan bin yıl değil bir gün bile yaşamasın. Herkes çevresindeki iyiyi ve kötüyü ayırt edip tepkisini koymuş olsa bu düzen en güzel düzeni alır. O zaman kötüleri iyiler bastırır ve iyiler çoğalır.
Unutmayın ki biz insanoğlunun en büyük düşmanı yine biz insanoğluyuz.

Erengül Ezgin
Sosyolog & Çocuk Gelişimci

28 Mart 2020 Cumartesi

Varoluşçu Ruh



Bazen bir boşluğa düşersin ararsın o eski varoluşçu ruhunu.

İşte tam orada kal ve bak arkana!

Bıraktığın hatalarına, iz bıraktığın derin yaralara...

Bir nebze de olsa içinde taşıdığın, o bastırdığın vicdanına.

Belki de taşıyamadığın fazlalıklara ...

Bir kaçını halletsen biraz da eksiltsen

O eski varoluşçu ruhun sen'e kavuşacak anlasana.


Erengül Ezgin
Sosyolog 
Çocuk Gelişimci

6 Ocak 2020 Pazartesi



Çoğu kez karşılaşmışızdır, kendi hatalarını kapatmak için kırk takla atıp başkalarına fırsat vermeden karşı tarafı karalamaya çalışanlar vardır. Halbuki neyi, kimi, kime etiket yapıyorlar bu da kafalarda soru işareti bırakıyor.
Sizin mutluluğunuzu, hayallerinizi, başarılarınızı, azminizi en çokta karakterinizi kıskanıyorlar. Bunu bildiğiniz halde canınız yanıyor ya da kırılma noktasına geliyorsunuz. İnsanoğluyuz sonuçta hepimizin hayat yolculuğunda güzellikler olduğu kadar kötülüklerde mevcut oluyor. Lakin kötülükle beslenenler, hep iyilik halinizi görüp kendisinde olmayan olamayacak olanları sindiremiyorlar.
En çokta bunu yapanlar kimler bilir misiniz? En çokta güzel ahlaklı, örnek Müslüman görünen  ve sürekli birilerine fetva verenler oluyor.
Hangi işi yaparsanız yapın, hangi yolda yürürseniz yürüyün, hangi görünen yardımları yaparsanız yapın asla ve asla özünüzü değiştirmeyecek. Ne yaptığınız işi  araç olarak kullanın, ne de dini kullanın...
Çünkü Allah her zaman hakikati görüyor.
Gözleri kapalı olanlar da bu kişilere inanıyor vee gözleri kapalı olanlar da bu kişilerin kurbanı oluyor.
Bu kişiler mutlaka hayatınızda varolmuştur ya çevrenizdeki insanlara ya da sizlere dokunmuştur. Üstündeki çamuru temizlemek için önce dikkati başka yöne çeker daha sonra üstündeki çamuru temizlemek için sizlere çamuru atar. Size her çamuru attıkça, gözlerini kapatanlar sadece kime çamur atıldığını görür çamurun hangi yönden geldiğine bakmazlar, kim veya kimler tarafından hangi sebeple atıldığına da bakmazlar. Zaten bakmış olsalar gözlerini açsalar kim neden çamuru atıyor, bu kişi bu çamuru nereden buluyor??? Aslında neler oluyor öğrenirler.

Erengül Ezgin 
Sosyolog 
Çocuk Gelişim Eğitimcisi 

1 Ocak 2020 Çarşamba

KARAKTER DAĞINIKLIĞI


Bazı insanlar var ki ; ilk iletişim kurmaya başladığımızda ne kadar mütevazi ve doğru düşünceler içerisinde diye, kafamızın içinde olumlu yönde adlandırırız. Biraz zaman geçer ve kurduğu cümlelerin anlamını yitirecek davranışlar sergiler. Bakarsınız ki, aslında hani şu internetten kopyala yapıştır özlü sözler paylaşıp kendilerine hayali karakter ürünü yerleştiren insanlar vardır ya bu da onun sanal alemden çıkan gerçeğimizde var olan insan figürlerine eş değerdir.

Böyle insanlar kendilerini bir kaç gün içinde mutlaka eleveriyor. Kimisi direk ortaya çıkartırken kimisi de 'gizli özne' gibi ortaya çıkartır. Bu gizli özne edasında olanları sağduyusu, hisleri olan ve biraz da olsun insan psikolojisi anlayanlar erken farkedebiliyor. Direkt ortaya çıkartan kendini belli eden insanlara da zaten çaba sarfetmenize gerek bile kalmıyor. Onlar zaten kendi kendilerini eleveriyor kendinizi bile yormanıza gerek kalmıyor.

Sonuç olarak ister gizli özne edasında olanlar olsun, ister direkt kendini gösterenler olsun farketmez bu insanların yaptıkları ile söyledikleri sözler uyum sağlamıyorsa, o insanın en belirleyici özelliği ; 
' Karakter Dağınıklığı' dır. 

Erengül Ezgin
Sosyolog
Çocuk Gelişim Eğitimcisi